Nisan 2010 için arşiv

Bugünün Çocukları Yarının Büyükleri


2010
04.26

Uzun bir aradan sonra unuttuğumuz sosyal sorumluluklarımızla geri döndüm bloguma diyebilirim. Sosyal sorumluklarını unutmayan bireyler olmak her zaman gereğinden fazla onur verici olmuştur benim için.

  Aslında sadece benim için değil çevremdeki duyarlı arkadaşlarım içinde geçerli aynı durum. Bu defa çok sevdiğim bir arkadaşımdan  Ağrı Doğubeyazıt’ta bulunan Esnemez İlköğretim Okulu’ unun  her türlü okul gereçine ihtiyaçları olduğunu duydum ve o dakikadan itibaren bizim için hummalı bir çalışma başladı.

Konuyu Antalya’da bulunan duyarlı arkadaşım Gizem Ekinci ile de paylaştım. Dolayısıyla hem İstanbul’da hem de Antalya San Bilgisayarda bir yardım kampanyası başladı. San Bilgisayar’ın eğitim gönüllüleri devredeydi artık.

Herkesin destek verdiği bu kadar güzel bir yardım projesinin içinde olmak, daha da önemlisi okula giden fakat kalemi, defteri olmayan minikler için birşeyler yapıyor olmak hepimizi derinden etkiledi.

Bugün İstanbul’dan ve Antalya’dan dev kolilerimiz yola çıktı. Umarım yüzünü hiç görmediğimiz oradaki tüm minikleri biraz olsun mutlu edip onlara umut olabiliriz.

Lütfen ” bir çocuğu kurtarsak ne olur binlerce çocuk var aynı durumda ” zihniyetinden kurtulalım. Unutmayalım ki  herkes bir çocuk için birşeyler yapabilirse okumayan çocuk kalmayacak, bugünün çocukları yarının devlet adamları, öğretmenleri, mimarları, doktorları dolayısıyla onlara gerçekten ihtiyacımız var.

Eğitim Gönüllüleri derneği kimi seçer bilemiyorum ama benim için, kelebeginrüyası için bu senenin eğitim gönüllüleri ”Antalya San Bilgisayar”.

İnanılmz duyarlı oldukları için, bu desteğin önderliğini yapan başta çok sevgili arkadaşım Gizem Ekinci’ye,

San Bilgisayar Genel Müdürü Erol Türk’e ve onun tüm yardım meleklerine kelebeginrüyası olarak içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Artık 2 kişiyiz :)


2010
04.06

Kelebeğin Rüyası artık 2 kişi. Hazır olun sizleri 17 yaşında sıkı bir editörle tanıştırıyorum Asia Taganova ! :)

Asia Türkiye’de yabancı öğrenci olmanın zorluklarıyla savaşan, başarılı da olan, çok okuyan ama az konuşan, idealleri doğrultusunda hayatına yön veren, amatör tiyatrocu,fotomodel olma yolunda adımlar atan,  e birazda editör, üniversite sınavına çalışmaya çalışan, arada sırada YÖK’ E isyan eden ama isyanlarını çabuk bastırıp ders çalışmaya dönen, eğlenceye, eğlenmeye, eğlenen insanlara hayli düşkün kısacası yaşının gerektirdiklerini yaşayan çıtı pıtı bir hanımefendi :)

Asia artık yaşadığı güzel ve kötü deneyimlerini, gittiği mekanları, beğendiklerini ve beğenmediklerini Kelebek takipçiler için bizime paylaşıcak :)  İşte huzurlarınızda ilk yazısı :)

ASİA ”DÜNYA YASTIK SAVAŞI” NDAN BİLDİRİYOR :)

Tahmin edin geçen Cumartesi nerdeydim?
Facebook  üzerinden  herkese yayılan yastık savaşında. Çooookkkk guzeldi herşey. Neyse sakin olup anlatmaya başlıyorum. Haberi ilk duyduğumda gitmemeyi düşündüm. Sonuçta burası Türkiye nolcağı belli olmazdı. Ama arkadaş baskısı ve dershaneyi ekme düşüncesi ağır bastı ve gittim. Öncelikle, savaşın yapılacağı yer olan caddebostandaki köşkün önünden  uzakta bir yere kurulduk arkadaşlarla.  Bildik sahil muhabbeti yapıyorduk. Sonra bir baktık yastığını alan koşuyor. Dayanamadık herşeyi göze alarak gittik. Yoldan yastıklarımızı almayı da ihmal etmedik. 

Çünkü gelen bildirimlere göre yastıksızsan dövemeden sadece dayak yiyip geri dönermişsin. Aaa bu arada o saatte yastıkları nerden buldunuz dıye soranlarınız olabılır. Şöyle diyeyim bu yastık savaşını fırsat bilen üniversiteli gençler yastıkçılığa merak salmış. Yolda yastık satıyorlardı. Neyse konuya döncek olursak yastık savaşı yapılan alana gittik sonunda. Ortam o kadar  güzel gözüküyordu ki : uçuşan yastıklar, tüyler (ki kaz tüyü yastık getirmek yasaktı.) insanlar v.b. .
Savaşa bizde katıldık. Önce  çekindik sadece arkadaşlarımıza vurduk sonra baktık gelen geçen vuruyor bıraktık çekingenliği daldık savaşın en hararetli geçen bölümüne.  O hafta ki kötü geçen tüm sınavlar, kavgalar, tartışmalar yani bizi mutsuz ve huysuz bir insan yapan herşey o yastıklara yüklendi. Sonra o yastıkları önümüze gelene  vurduk. O kadar rahatlatıcıydı ki. Ancak işin kötü tarafı 5 dakikalığına da olsa kavga çıkmış.

Medya hemen olumsuzlukları yayınladı.  Ancak kimsenin etkilenmediği ve her yerde çıkabilecek bir kavgaydı o.  Neyse sağolsun bir kaç haber bülteni gerçek bölümleri,  yani savaşın 1.30 saat sürmesini sağlayan eğlenme kısmını  yayınlamış.

Hiç de korktuğum gibi kötü şeyler olmadı.  Tam tersi eğlenmeyi bilen ve eğlenmeye hasret kalmış Türkiye’yi, gençleri gördüm.  Bu o kadar güzeldi ki. Kesinlikle katılamayanlar adına çok üzgünüm. Ama bence her yıl yapılması gereken bir organizasyon. Önümüzdeki sene görüşürüz umarım.

Dipnot: Lütfen bir dahaki gelişinizde çöp poşetleri getirin.  Eğlenmeyi bildiğimiz gibi yarattığımız kirliliğide temizlemeyi bilmeliyiz.

Asia

SAĞLIKLI MİDYELER BUNLAAAR :)


2010
04.05

Midye deyince herkesin aklına gece eğlenceden çıktığımızda yediğimiz midye dolmalar gelir sanırım. Nerede ve ne şartlarda yapıldığını hiçbir zaman bilmediğimiz midye dolmalar. Hatta ve hatta merdivenaltı dediğimiz yöntemle yapılan midyelerdir bunlar.

Şimdi tüm midye severlere harika bi haberim var; MİDYESEL !!!

Bu pazar yolum Acıbadem Midyesel’e düştü, İstanbul’da İzmir midyesi yiyebileceğiniz gerçek bir midye dolmacı diyebilirim. Kendimi inanılmaz bir atmosferin içinde buldum. Konsept mükemmel insanın içini açan havadan deniz mavisinden esinlenilmiş, midyeler son derece sağlıklı.

Acıbadem Midyesel’in sahibi Hamza Kaşıkçı ile koyu bir sohbete dalıp işin sırrını ondan öğreniyorum ve öğrendiklerimi aynen sizlerle paylaşıyorum :)

Midyesel’in midyeleri İzmir’den geliyor ve her 15 günde bir laboratuarda test ediliyor. Cıva, kurşun gibi metallerin incelemesi yapılıyor ve ancak testten geçen midyelerden dolma yapılıyor.

Ortada yüksek, ince ve uzun masalar ve yine yüksek sandalyeler vardı. Masanın üzerinde geniş ve derin metal kaseler içinde midye dolmalar duruyordu. Önümüzde de kabukları koymamız için daha küçük kaseler, yanında limon ve kolonyalı mendil… Midyeler tam İzmir midyesiydi.

Hamza Bey’de işletmesi kadar sıcak ve sevecen bir işletmeci. Bizleri sağlıklı midyelerle tanıştırıp işletmesinde değil de evinde ağırlamış gibi hissettirdiği için kendisine teşekkür edip Midyesel’den ayrılıyorum.

Yolunuzu Acıbadem Midyesel’ e düşürün ve tanesi 50 kuruş olan özel, sağlıklı İzmir midyelerinden kesinlikle tadın derim :)